Cardiff'e bitişik kıyıyla ilgili olmasına rağmen Magnel, hala tamamen farklıdır. Çünkü sadece o, trajik tarihinden dolayı ancak bu kadar büyük olabilirdi. Ada, Cardiff'ten uzun bir zaman önce keşfedildi, ama yüzeyde bir yanardağın püskürmesi ve takip eden değişiklikler, dehşet verici bir felakete sebep oldu.
Adanın büyük parçası battı, bundan dolayı bugünlerde Magnel, Cardiff kadar küçüktür, ve alanlar leylak rengindeki gölgelerle ve buhar ile kuşatılır. İnsanlar, yanardağın etkisi yüzünden tüm adanın bulanık ve iç karartıcı olduğunu söylerler. Kraliyetle jeologları, Magnel yanardağının şuanda dinlenmekte olduğunu buldu, ama fırsatçılar, herkese yanardağın güvenli olduğunu söyleyerek bu kanıyı değiştirdiler. Jeologlar yine de alttan gelen sesleri inceledikleriden dolayı lavın kaynadığının işaretlerini görüp, her an patlayabileceğini savunuyorlar.
Castle Hall
Yanardağın dehşet verici püskürmesinden sonra, sığınak için küçük limanlardan daha çok hiçbir şey, Magnel'de var olmadı. İnsanlar, yanardağdan korkutuldu, bundan dolayı onlar, yerleşmekten kaçındı. Terk edilmiş taşrayı sömürgeleştirenler, sadece herhangi bir şekilde tehlikeyi önemsemeyen korsanlardı. Onlar bir zaman sonra, küçük limanları işgal etti ve Magnel'i geçen botları tehdit etmeye başladığı adada derin bir vadide gizli bir üssü inşa etti. Güçlerini geliştirdiklerinden dolayı, insanlar korsanların barışı tehdit edeceğinden korktu ve bu yüzden korsanları ele geçirmek için General Harker adındaki en güçlü komutanın emri altında bir filo oluşturdular. Komutan korsanları mahvetti ve daha önce onların bulunmuş olduğu Castle Hall isimli kaleyi şehirle birleştirdi. Onun emrinin altında Castle Hall, korsanların iletişim çizgisini engellemek ve sınırları gözlemek için bir Deniz Kuvvetleri yeri oldu Castle Hall'daki insanların çoğu ya askerlerdir, yada askeriye ile ilgili iş yapanlardır. Harker'ın gayretleri yüzünden, korsanlar eski kuvvetini tekrar elde edemezdi ve güç sağlayamazdı, ama karayı veya Tulach zindanını keşfetmeye gelenler hala uyanık olmalıdır.
Tarla Alanı: Castlefield
Castlehall'dan kuzeydeki bir rampa şehrin etrafına dolanan açık bir bölgeye götürür. Bugünlerde, yine de topraklar vahşi ve yabanidir. Yanardağın yakınlarındaki toprak, kısmen eski küllerle ve garip leylak rengindekinde kayalarla örtülüdür. Bazen sıcak rüzgarlar veya buharlarla da kaplanabilir. Çöl boyunca yoldaki, kırık heykeller ve binalar, orada büyük kültür ve uygarlığı yaşamış olan ataların tek kalıntılarıdır. Kraliyet tarih akademisi ve kaşif loncası çoğunlukla, bu yere araştırmacı gruplarını yolladı. Yinede araştırmalar, korkunç canavarlar ve yabani topraklardan dolayı durdurulmalıydı. Dev örümcekler ve kocaman arılar şimdi orada yaşıyor, kaynayan çamurun etrafında mutasyon geçirmiş kurbağalar sürünüyor. Bazen, hala karada çalışmaya cesareti olan birkaç bilgini, ağaçlar hareket etmeye başlayarak korkutup tehdit ediyorlar. İyi ki, Amiral Renfield, güçlü bekçiler içeren, araştırmacılar için Castlefield'de küçük bir kamp kurdu, fakat hala hiç kimse gerekli olduğundan daha fazla orda kalmıyor.
Zindan: Tulach Dungeon
Eski bir kalenin kalıntılarının aşağısında yeraltında saptanan bir zindanın hakkında bir efsane vardı. Cinler tarafından yaşanan dağın derin içinde muhteşem bir istihkam olmak için dendi. Bir gün, General Harker, bu yerin hakkında bazı ipuçlarını buldu ve dosdoğru oraya bir parti araştırmacıyla birlikte gitti. Esrarengiz Tulach zindanı bulununca tüm akademik dünyanın dikkatini çekti. General Harker, yeraltında olan kalenin, birkaç yüz yıl boyunca girilmemiş olduğunu kaydetti, ama oradaki her şey hala sanki zaman orda durmuş gibi görünüyordu. Koridorlar, bir imparatorun sarayından ona hatırlatan güzel renklerde taşlar ile kuşatıldı, iyi durumda geniş halılar ziyaretçileri bekliyordu, ve aydınlatılan mumlar her yerde, izlenimi tamamladı.
Meraklı insanlar, zamanın durmuş olduğu yer hakkında daha fazla bilgi bulmak için orada toplandı, ama General Harker ile ikinci araştırma partisi, aniden karanlık yeraltında yayılmaya başladığında kayboldu.
Bilginler, Harker'in, başka bir dünyaya açılan bir pasajı bulmuş olduğunu ve onun, kapıyı açtığı zaman, diğer taraftaki canavarlar tarafından öldürüldüğünü varsayar. Bu canavarlar, bugünlerde şeytanın sarayı denilen yeri işgal etmişlerdir. Hatta bazıları, alandaki hayvanların mutasyona uğrama sebeplerinin kapının açılması olduğunu düşünür, ama hiç kimse, bütün değişikliklerin, gerçekten Harker'ın hatası olup olmadığından emin olamaz. |
English
|
Français
|
Deutsch
|
Português
|
Español
|
Italiano
|
Türkçe
|